Vilayetler Evi’nde Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni

Ankara Valiliği tarafından Gölbaşı, Balâ, Haymana, Polatlı, Beypazarı, Şereflikoçhisar ilçeleri için düzenlenen “Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni”, 18 Ocak Perşembe günü saat 15.00’te Vilayetler Evi Konferans Salonu’nda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın  Fatma Betül Sayan Kaya’nın katılımıyla gerçekleştirildi. 

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde gazilere ve şehit ailelerine teslim edilmek üzere Ankara Valiliğine gönderilen Devlet Övünç Madalyaları ve Beratlarının tevcihi töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından İl Müftü Vekili Ali Gülden şehitler için dua etti.

Törene Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın  Fatma Betül Sayan Kaya, Ankara Valisi Ercan Topaca, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşarı Dr. Aysel Kandemir’in yanı sıra, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Vali Yardımcıları Kemal Karadağ, İsmail Küreci ve Metin Aslanbaş, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mehmet Artar, Gölbaşı Kaymakamı Tülay Baydar Bilgihan, Balâ Kaymakamı İbrahim Halil Şivgan, Haymana Kaymakamı Hüseyin Göktürk, Polatlı Kaymakamı Mahmut Nedim Tunçer, Beypazarı Kaymakamı Kadir Ekinci, Şereflikoçhisar Kaymakamı Sedat Yıldırım, İlçe Belediye Başkanları, İl Müdürümüz Bestami ERKOÇ,İl ve İlçe müdürleri, İl Müdür Yardımcılarımız,  şehit yakınları, gaziler ve vatandaşlar katıldı.

Törende konuşan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Fatma Betül Sayan Kaya vatanı, milleti ve kutsal değerleri uğruna gözünü kırpmadan canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ederek “Şehit yakınlarımız olarak, gazilerimiz olarak sizlerin her zaman göstermiş olduğunuz vakur duruş, bizim istiklal ve istikbal mücadelemizde en büyük iman kaynağımız. Sizlerin yüreğindeki vatan sevgisi, bayrak sevgisi sarsılmayan inancınız ve cesaretiniz de bizlerin aslında medar-ı iftiharısınız. Bizler sizlerle gurur duyuyoruz. Bugün burada devlet övünç madalyalarını sizlere takdim etmekten de büyük onur duyduğumu ayrıca ifade etmek istiyorum. Bu aziz millet gerçekten de tarihin hiçbir döneminde işgale, saldırıya, hiçbir sultaya boyun eğmemiştir. Vatanı uğruna canını feda etmekten en ufak bir çekince dahi duymamıştır. Bunun en yakın örneğini 15 Temmuzda millet olarak yaşadık. Bizler Çanakkale Destanını, Dumlupınar’ı ve daha nice destanlarımızı kitaplardan okuyorduk. 15’lik şehitlerimizin Çanakkale’de nasıl şehadete yürüdüğünü tarih kitaplarından okuyorduk. Ama15 Temmuz’da yine 15 yaşında olan evlatlarımız şehadete adeta koştular. Hiçbir an şüphe etmeksizin şehadete yürüdüler. Yine Nene Hatunları, Şerife Bacıları tarihten okuyorduk ama 15 Temmuz gecesi o hain işgal girişimin olduğu gece Demet kardeşimiz ve daha niceleri Türkan Tekin kardeşimiz, Ayşe kardeşimiz ve daha niceleri adeta şehadete koştular. Vatanları için gözlerini kırpmadan, bir an bile tereddüt etmeden şehadete yürüdüler. Mekânları cennet olsun. Biz millet olarak hepsine minnettarız. Milletimiz bu onurlu ve dik duruşunu gerçekten aziz şehitlerimizden aldığı bu cesaretli duruşa borçludur. Biz bu bölgede az önce Sayın Valimizde ifade etti. Jeopolitik açıdan da çok önemli bir bölgede yaşıyoruz. Bu bölgedeki maalesef büyük güçlerin o hain ve sinsi planları bitmedi ve bundan sonrada bitmeyecek. Ülkemiz bölgemizde büyük ve güçlü bir ülke, artık Türkiye gerçekten bölgesinde söz sahibi. Büyük ve güçlü bir ülke bu anlamda bizim üzerimizdeki sorumluluk, üzerimizdeki yükte bir o kadar büyük. İçeride ve dışarıda bu milleti dize getirmeye çalışanlar milletimizin azmi ve kararlılığı karşısında bugüne kadar gerçekten hep hüsrana uğradılar. Tüm bu saldırıları, tüm bu hain planları milletimiz canını vererek adeta ölümleri öldürerek planları bozmuştur. Biz de milletimizin bu kahraman duruşu karşısında şehitlerimizin önünde her zaman rahmetle yâd ediyoruz. Şehitlerimizin emanetlerini de eşlerine ve çocuklarını da onların bize emanetleri olarak bakıyoruz. Gözbebeğimiz olarak görüyoruz onları. Şehitlerimizin evlatları başımızın tacı, anne babaları başımızın tacı olarak görüyoruz onları. Bu bölgede terörle mücadele sırasında da ülkemizde birçok hain planları bertaraf etti güvenlik güçlerimiz. Daha yakın dönemde Doğu Anadolu’da, Güney Anadolu’da hendekler kazmak suretiyle bölge insanını adeta her türlü eğitimden, her türlü kalkınmış bölgesel düzeyden uzaklaştırmaya çalıştılar ama onları hendeklere gömen bizim kahraman güvenlik güçlerimiz oldu.” dedi.

Doğu Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’da, sınırlarımızda kahramanca mücadele eden ve şehit düşen tüm güvenlik güçlerimizi rahmet ve minnetle yâd eden Bakan Kaya, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu bölgede, bu ülkede vesayet hayali kuranların artık 15 Temmuz’dan sonra bu hayalleri tamamıyla suya düşüldü. Bu millet 250 şehit verdi. Evet, 250 canımız gitti ama vesayet hayalleri kuranlara gösterdik. Neyi gösterdik? Ne hayal kurarlarsa kursunlar, ne kadar farklı bölgelerden, ülkelerden farklı güçler alıp da buraya gelirlerse gelsinler bu millet canıyla, kanıyla vatanını ve bölünmez bütünlüğünü istikbalini koruyacaktır. Bunu tüm dünyaya aslında göstermiş olduk. 15 Temmuz gecesi can verdik ama istikbalimizden asla ve asla istiklalimizden vazgeçmedik. Bir karış toprağımızı dahi kimseye vermedik, vermeyeceğiz. Bizim için bu vatan uğruna canını veren her bir şehidimiz istiklal ve istikbalimizin teminatıdır. İnandığı kutsal değerler etrafında en değerli canından vazgeçerek şehitlik makamına erişmiştir. Bizim için şehadet ölümsüzlüktür. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız da söyledi. Biz diyoruz ki vatan sevgisinin gerçek öğretmenleri, bizlerin şehitleri. Gerçekten vatan sevgisi ne demek, onları en güzel şehitlerimizin hikâyelerine bakarak, yaşamlarına bakarak öğrenebiliriz. Tarihimizin yeniden yazıldığı her dönemde kahraman şehitlerimizin imzası var. Bundan sonra da eminim bu bölgede yaşadığımız sürece böyle olacak. Biz bu cennet vatanı bize emanet eden şehitlerimiz karlısında onlara olan borçlarımızı ödemek için ne yaparsak yapalım az. Onlar canlarını feda ederek bize yalnızca bir vatan emanet etmediler. Aynı zamanda ay yıldızlı bayrağımız altında onurlu bir şekilde dimdik ayakta durabilmeyi de bize emanet ettiler. Biz de bu emanete son nefesimize kadar inşallah sahip çıkacağız.”

Bakan Kaya, yıllardır teröre, şiddete karşı sarsılmaz bir cesaretle bir arada duran milletimizin, 15 Temmuz gecesi de hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya gösterdiğini vurgulayarak “Her türlü bölücü girişime karşı, her türlü kirli tezgâha karşı bu aziz millet daima birliğini kardeşliğini korumuştur, bundan sonrada korumaya devam edecektir inşallah. Teröre karşı verdiğimiz mücadelede çok önemli mesafeler aldık. Yurt içinde, sınırlarımızda birlik ve beraberliğimizi tehdit eden terör odaklarını dağıtıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. PKK, PYD, FETÖ, DAEŞ adı ne olursa olsun, hangi kılığa girerse girsin istiklalimize yönelik tehditleri hep birlikte etkisiz hale getirmeye kararlıyız. Hiçbir güç bağımsız bir devlet olarak istiklalimizi korumak için verdiğimiz mücadeleden bizi hiçbir şekilde vazgeçiremezler. Bu aziz millet 15 Temmuz’da hiçbir güce karşı boyun eğmeyeceğini, hiçbir baskıya boyun eğmeye razı olmadığını, hiçbir sultayı kabul etmeyeceğini en güçlü şekilde aslında dünyaya haykırmıştır. Şehitlerimiz, gazilerimiz aslında bunun dünyaya en büyük göstergesidir. Bizim bin yıllık medeniyet geleneğimiz var. Bu medeniyet birikimi üzerinde yükselen Türkiye’nin yolundan asla vazgeçmeyeceğini 15 Temmuz’da kesin bir şekilde tüm dünyaya gösterdik. İhanet çetesi, hem yerli hem de yabancı işbirlikçilerinin bütün uzantıları hayallerinin suya düştüğünü aslında 15 Temmuz’da çok güzel gördüler. Ama başka bir boyut kazandırarak hain emellerini ülkemiz üzerinde sürdürmeye devam ettiklerini de görüyoruz. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar boş. Onların emellerinin, tuzak yapıcıların üstünde Allah’ın dediğinin olduğunu milletimiz 15 Temmuz’da hep birlikte görmüş oldu. Yeter ki biz bir olalım, beraber olalım, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirelim. Aramıza tefrika girmedikçe hiçbir zaman bu vatan toprakları üzerinde planlarının işlemeyeceğini göstermiş olduk onlara. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın 15 Temmuz gecesi yaptığı tarihî çağrı milletimizin gönlünde, zihninde gerçekten vücut buldu ve o gece
Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla milyonlar sokaklara aktı. Bugün 250 şehidimiz var diyoruz 15 Temmuz’da, 2193 gazimiz var diyoruz ama o gece sokaklara çıkıp şehitlik makamına, gazilik mertebesine ulaşamayan onlarca, binlerce, milyonlarca vatandaşımız var. O gece meydanlara çıkan tüm vatandaşlarımızı, milletinin istikbali için canını ortaya koymak üzere sokaklara çıkan tüm vatandaşlarımızı ben buradan bir kez daha selamlamak istiyorum. Şehitlik ve gazilik herkese nasip olmuyor, gerçekten nasip işi. Biz de o gece Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altındaydık. Bombalarla orayı da ortadan yok etmeye çalıştılar ama Rabbim korudu, biz gazi olamadık. Ama Gazi Meclisin gazi vekilleriyiz diye de kendimiz söylüyoruz. Yaralanmadık ama o gece oradaydık. Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında milletimizin istiklaline, istikbaline, milletin iradesine sahip çıkmak üzere Mecliste milletimiz meydanlardayken biz de Meclisteydik. Ama Rabbim bize şehit olmayı nasip etmedi. Biz şu anda Aile Bakanlığı olarak şehit ailelerimize, gazilerimize her türlü hizmeti yapmak üzere durmadan çalışıyoruz. Şehit ailelerimizin, gazilerimizin her türlü ihtiyacını karşılamak, onlara hizmet etmek, başta benim -kendi adıma söylüyorum, şahsım adına ve Bakanlığım adına- çok büyük bir onur. Sizlere hizmet etmekten büyük onur duyuyoruz. Bundan sonra da sizlere hizmet etmeye devam edeceğiz. 15 Temmuz gecesi, ihanet şebekesinin hedef aldığı en büyük merkezlerden birisi Gölbaşı Özel Harekat Merkeziydi ve Gölbaşı, en fazla şehit verdiğimiz ilçelerimizden biri. Herkes bilsin, bizler şehitlerimizin emaneti olan bu vatanı son nefesimize kadar korumaya devam edeceğiz inşallah. Şehit ailelerimizin, siz değerli gazilerimizin gösterdiğiniz vakur duruş, milletimiz adına aslında gurur ve cesaret vesilesi. Şunu çok iyi biliyoruz ki sizlerin yüreğindeki vatan aşkı devam ettikçe ay-yıldızlı bayrağımız da özgürce bu vatan topraklarında dalgalanmaya devam edecek. Bugün hem siz değerli şehit ailelerimiz için hem gazilerimiz için hem de bizim için çok önemli, anlamlı bir gün. Çünkü terörle mücadelede 15 Temmuz’da gösterdiğiniz üstün cesaretten, üstün fedakârlıktan dolayı Devlet Övünç Madalyası’nı sizlere bugün takdim edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla hazırlanan madalyalar sizlere bugün takdim edilecek. Türkiye’de 74 ilimizde ve 4 yabancı ülkede yaşayan şehit yakınımız ve gazimiz mevcut. 3115 Devlet Övünç Madalyası’nı şehit yakınları ve gazilerimize takdim edeceğiz inşallah. 2226’sı gazilerimizin, 889’u da şehit yakınlarımızın madalyaları. Devlet ve milletimiz tarafından gerçekten böylesine onurlu bir şekilde taltif edilmek, çok büyük bir gurur vesilesi. Ne mutlu sizlere ki dünya döndükçe evlatlarınıza, torunlarınıza bile emanet bırakacağınız çok önemli bir nişaneyi bugünden itibaren göğsünüzde taşıyacaksınız. Ben bir kez daha hem şahsım hem milletimiz adına sizlere minnet ve şükran duygularımızı iletmek istiyorum. Devlet Övünç Madalyalarımız şehitlerimiz adına sizlere duyduğumuz minnetin bir ifadesidir, nişanesidir. Nesilden nesile de bir gurur nişanesi olarak aktarılacaktır. Tarih boyunca onurlu bir millet olmanın şuuruyla inanç ve değerleri uğruna can veren tüm şehitlerimizi de bu vesileyle bir kez daha rahmetle, minnetle anıyorum. Şehitlerimizin vefakâr ailelerine, o vakur duruşlu ailelerine bir kez daha sabır, gazilerimize şifalar diliyorum. Çünkü hâlâ tedavisi devam eden, onlarca ameliyata rağmen hâlâ ameliyatları devam eden gazilerimiz var. Ben hepsine Rabbimden şifa diliyorum ve hayırlı ömürler diliyorum. Bu vatana hizmet edecek hayırlı, uzun ömürler versin Rabbim gazilerimize.” dedi.

Şehitlerimizi ve ebediyete intikal etmiş gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ederek konuşmasına başlayan Ankara Valisi Ercan Topaca, sabah Keçiören’deki törende çok duygulu anlar yaşandığını ifade ederek şöyle konuştu: “Orada yaşadığımız bir hadiseyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Gazilerimizden gençlerden Sayın Bakanımıza ve bana dediler ki biz dilekçe vermek istiyoruz. Afrin’e gidip savaşmak istiyoruz. Tabii bu ruh öyle bir ruh ki vatan sevgisi, millet sevgisi, Allah’a olan iman, inanç, onun gücü, kuvveti hangi şartta olursa olsun o iman varsa vatanına milletine her türlü tehlike olsa bile onları göğüsleyerek, göze alarak bu ülkeye sahip çıkacak evlatlarımız var. Bu vesile ile Cenabı Hakka hamdediyoruz.”

Törende madalya takdimi yapılacak 15 Temmuz gazisinin 44, 15 Temmuz’da şehit olmuş şehit yakınının 3, iç güvenlik operasyonlarında şehit olmuş şehit yakınının 10, iç güvenlik gazisi olan bir kişinin bulunduğunu belirterek “Kendilerini ben öncelikle milletimiz adına, devletimiz adına, şahsım adına, Ankara Vilayeti adına tebrik ediyorum. Bu madalyalar Sayın Cumhurbaşkanımızın uygun gördüğü, kendilerine takdim edilmek üzere Valiliğimize gönderilmiş madalyalardır. Öyle tahmin ediyorum, bunu nesiller boyu göğüslerinde şanla, şerefle, onurla taşıyacaklar. Bu madalyaları hak edenlerin anlayışını, ruhunu yeni nesillere de inşallah en güzel şekilde aktaracaklardır. Bu anlayışa, bu inanca ihtiyacımız var; bundan sonra da ihtiyacımız olacak. Ülkemiz, etrafındaki düşmanlar başka ülkelerin çıkarları ile sürekli çıkar çatışmasının olduğu bir konumdayız. Dolayısı ile imanlı, ihlaslı, vatan sevgisi güçlü bir nesle ihtiyaç var. Bugün vereceğimiz bu madalyalar Allah’ın izniyle milletimizin geçmişle bağını sağladığı gibi gelecekle ilgili de güzel duyguların, inançların filizlenmesine, yeşermesine katkısı olacak önemli bir değerdir. Ona sahip olmak herkese nasip olmaz.” dedi.

Vali Topaca, konuşmasına şöyle devam etti: “Mute Harbi, Peygamber efendimiz döneminde olan bir harp biliyorsunuz. 629 yılında Şam bölgesinde Müslümanlarla Romalıların, Rumların ilk karşılaştığı, ilk yaptıkları savaştır. Peygamber efendimiz bu savaşa 3000 kişilik ordunun başına Zeyd bin Harise’yi koyuyor ve giderken bir tembihatta bulunuyor. Diyor ki Zeyd şehit olursa Cafer Bin Ebu Talip, o da şehit olursa Abdullah Bin Revâha Hz. komutayı üstlensin diyor. Savaş başlıyor, düşman ordusu çok kalabalık, Müslümanlar az. Başta bir umutsuzluk hâkim oluyor. Tabii Peygamber efendimiz ondan sonra, aranızdan birini kumandan seçersiniz diye talimat veriyor. Üçü de arka arkaya şehit oluyor. Arkadan Halit Bin Velid Hz.’ni ordu kumandan olarak seçiyor. Bazı taktik değişikliklerle bu savaş kazanılıyor. Burada gelmek istediğim nokta şu: Halit Bin Velid Hz. onlarca, yüzlerce savaşa katılmış. Vücudunda yara olmayan bir yer yok. Şehit olmayı çok arzu ediyor. Ama Cenabı Hak nasip etmiyor. Bu kadar değerli, bu kadar büyük bir komutana nasip olmuyor. Sizlere, şehit yakınlarımıza, onların evlatlarına şehitlik nasip oluyor. Ben bu yönüyle de Cenabı Hakkın “Onlar ölü değildir, onlar diridir siz anlayamazsınız.” ayet-i kerimesindeki esrara nail olmalarından dolayı da onları tebrik ediyorum. Gazilerimiz için de aynı şey geçerlidir. Sahip olduğumuz makam bu madalyaların, Devlet Övünç Madalyalarının anlamı aslında bu ruhu içermektedir. Devletimiz, milletimiz ve birey olarak hepimiz size müteşekkiriz.”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna ise törende şunları kaydetti: “Bu şehitlik makamı çok özel bir makam. Şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde bugün böyle bir toplantıyı gerçekleştirme imkânını bulabiliyoruz. Allah onlardan razı olsun. Onların makamını Cenabı Hak zaten en güzel şekilde tarif ediyor. ‘Onlar ölü değil diridirler, siz fark edemezsiniz’ diye. Cenabı Hak bana da şehitlik nasip eder inşallah. Tabii, herkese nasip olmuyor. Gazilik de çok önemli bir makam. Allah tüm gazilerimizden razı olsun. Bu Haçlı orduları malumunuz hâlâ İslam’a karşı mücadelesini devam ettiriyor. Bu terör olayları artık günümüzün savaş stratejisi haline gelmiş durumda. Baktılar ki ülkemizle, terör olaylarıyla baş edemediler; 15 Temmuz’da bu hain istila girişiminde bulundular. İstila edip, memleketi parçalayıp, kardeş kavgasına dönüştürüp Suriye’deki, Irak’taki konuma getirmeyi hesap ediyorlardı. Bir şeyi atladılar. O gece çok hikmetler yaşandı. Özellikle bunu vurgulamak istiyorum. Bu hain FETÖ İslam’ı yozlaştırmaya çalışıyordu. Hatırlarsanız ılımlı İslâm gibi birtakım söylemleri vardı. Bununla ilgili yüzlerce ülkede istihbarat örgütleriyle birçok Müslüman ülkede de bu işleri yaygınlaştırdılar. En son Türkiye’de bu işi halletselerdi, halife gibi gelecekti hesapta. Özetle İslam’ı da Protestanlaştırma hesabıydı bunlarınki. Atladıkları nokta Cenabı Hakk’ın ben bu dini koruyacağım vaadiydi. Cenabı Hak bunlara müsaade etmedi. Milletimizin kalbinden korkuyu aldı ve bu hainlerin kalbine koydu. Ne mutlu ki o gece şehit olan kardeşlerimize Cenabı Hakk’ın dinini koruma yolunda şehit oldukları için biz de şefaatlerini temenni ediyoruz.”

Konuşmaların ardından Bakanımız Sayın Fatma Betül Sayan KAYA ve Ankara Valisi Sayın Ercan Topaca tarafından şehit yakınlarına ve gazilerimize Devlet Övünç Madalyası ve Beratı tevcih edildi.


Sonraki Sayfa: Keçiören’de Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni

Önceki Sayfa : Etimesgut ve Sincan’da Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni